Elektrikli araçlar geleceğimiz olsa da, bataryalar hala geçmişte: İşte büyük ikilem

Birçoğumuz, elektrikli araçların gezegeni ve insan ırkını kurtaracağını düşünüyor. Tabii bu araçların üzerindeki bataryalar insanları öldürmezse…

Konvansiyonel araçların, yani büyük çoğunluğumuzun hala kullandığı dizel veya benzinli araçlar, kurşun-asit aküler içeriyor. Bu bataryalar epey ucuz, soğuk havalarda iyi performans gösteriyor ve düzgün şarj edilmezse bile sürücülerin hayatını tehlikeye atmıyor.

Bu bataryaların ucuz olmasının bir nedeni, geri dönüştürülebilir olmaları. Yani siz akünüzü değiştirdiğinizde akü çöpe gitmiyor. Aküyü değiştiren kişi muhtemelen geri dönüştürülmesi için bir aracı kuruluşa satıyor.

Geri dönüşümde insan sağlığı sorunu

Fakat bu işlemin kendisi kökten sorunlu. Zira bu bataryaların güvenli bir şekilde geri dönüştürülmesi pahalı ve gelişmiş ülkeler insan sağlığına zarar gelmemesi için bu bataryaların dönüşümünü sıkı kurallarla düzenlemiş durumda. İşçilerin kimyasallara maruz kalmamaları ve sağlıklarını korumak için de pahalı güvenlik önlemleri şart.

Hal böyle olunca, birçok şirket bu işi gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelere ihale ediyor. Zira bu ülkelerin birçoğunda kanunlar ve denetimler gevşek. İnsan sağlığı ikinci planda ve dolayısıyla bu işlem ucuza ‘halledilebiliyor’. Mesela geri dönüşüm işleminin yapıldığı ülkelerden Kenya’da geçtiğimiz günlerde kurşun zehirlenme vakaları ortaya çıktı.

Lityum-iyon bataryalar pahalı alternatif, üretimi de çevreye zararlı

Bu yüzden bazı araç üreticileri lityum iyon bataryalara geçti. Genelde elektrikli araçlarda kullanılan bu piller, daha hafif ve daha uzun süre şarjlı durabiliyor. Buna karşılık fiyatları çok daha pahalı. Standart bir lityum iyon araç bataryası 1700 dolarken kurşun-asit akülerin en iyisi 120 dolara maloluyor. Ayrıca lityum iyon bataryalar zarar görürlerse, içindeki oldukça reaktif olan lityum patlayabiliyor.

Lityum iyon pilleri üretmek için bazı nadir metallere ihtiyaç duyuluyor ve bu metallerin kazıp çıkarılması çevreye zararlı. Bu materyallerin çıkarılmasında bazı noktalarda çocuk işçilerin kullanıldığı da biliniyor.

Doğayı düşünen şoförün ikilemi

Tüm bu bilgilere sahip bilinçli ve vicdanlı bir araç sahibi imkansız bir seçenekle başbaşa kalıyor: Karbon ayakizini düşürmek için elektrikli araç kullanmak fakat çevreye zararlı madencilik ve çocuk işçilerin kullanıldığı bir batarya mı almalı, yoksa üçüncü dünya ülkelerinde kurşun zehirlenmelerine yol açan bataryalara sahip, doğaya karbon türevi gazlar salan konvansiyonel araçlar mı almak?

Eğer elektrikli araçların gerçekten yayılması ve bu işin sağlıklı yapılması hedefse, ihtiyacımız olan şey yeni bir tür batarya. Peki bu ne?

Kendini kanıtlamış alternatif batarya yok, yatırımcıların risk almaması geliştirilmelerini zorlaştırıyor

Geçtiğimiz günlerde haberini yaptığımız proton bataryaları, katı hal bataryaları, hızlı şarj olan süperkapasitörler seçenekler arasında. Financial Times’ın haberine göre melek yatırımcılar 2018’de yılın 3. ayı dolmadan şimdiden batarya teknolojilerine 1 milyar dolar yatırım yapmış durumdalar. Üstelik bu rakam geçen yılki rakamın şimdiden iki katı. Ancak saydığımız bataryaların hiçbiri henüz tam anlamıyla kanıtlanmış değil. Dolayısıyla yatırımcılar da büyük oranda kendini kanıtlamış lityum-iyon bataryalara yatırım yapıyorlar.

Bu tavır teknolojiyi ileriye götürecek ve bizi geleceğe taşıyacak bir tavır değil. Yeşil teknolojinin yayılması için uzmanlar, gelişmiş batarya teknolojilerinin en önemli ayak olduğunu söylüyorlar. Eğer bu eşiği aşacak isek, geçmişin teknolojilerini geride bırakmamız gerekiyor.

(Kaynak: Futurism, FinancialTimes, Dijitron.TV)